6 Eylül 2007 Perşembe

Çiftlik çipurasına haysiyet kazandırmak, limonlu kek ve üzümlü kakaolu kurabiyeler...

Merhabalar efendiiiiim...



Çok uzun bir dinlenme döneminden sonra sevgili günlüğüme tekrar birşeyler yazabilmek ve sizlerle tekrar buluşmak harika... Sizlere kendimi affetirebilmek için de üç sevdiğim tarif ekliyorum bugünkü yazıma.


İlk tarifim iş arkadaşım sevgili Serdar Şahinkaya'nın bir balık yemeği tarifi. Sevgili Serdar benim bir blogum olduğunu öğrenince herkes tarafından çok beğenilen bu ızgara çipura tarifini bana gönderdi. Bir balık tarifi bu kadar hoş anlatılabilir, tarif o kadar güzel kaleme alınmış ki Serdar'ın tarifini noktasına virgülüne dokunmadan kendi dilinden yayınlıyorum burada , zannederim okurken sizin de çok hoşunuza gidecek. Çipuraları bu tarife göre yaptım harika oldular, ev ahalisinin o kadar hoşuna gitti ki resimlerden de anlayacağınız üzere ( gerçekten resimler çok kötü oldu) ev halkı resimleri istediğim kalite ve güzellikte çekecek zaman bırakmadı bana ve hemen yeme faslına geçtiler.


Diğer iki tarif de çay ve kahve keyifleri yaparken sunabileceğiniz lezzetli bir kek ve kurabiye.


Hadi bakalım işbaşına ...


Izgara Çiftlik çipurası





Malzemeler

1 kg çipura

Marinasyon için;

1/3 su bardağı sızma zeytinyağı
3-4 çorba kaşığı elma sirkesi
2-3 diş dövülmüş sarımsak
karabiber, tuz
taze biberiye dalları

Balıklarla birlikte sunulan yeşil salata için;

1/2 demet taze nane
1/2 demet maydanoz
1 bağ taze yeşil soğan
1 demet roka
2-3 çorba kaşığı nar ekşisi
1/3 su bardağı sızma zeytinyağı
sumak

Yapılışı ( Serdar'ın kendi anlatımıyla)

Şimdik bu balıkçı tablalarını bolca dolduran ve fiyatları da 10-12 YTL arasında değişen Çipura bence herhangi bir işleme tabi tutulmadan pişirilirse oldukça sası bir tad ile karşılaşmanız mümkündür. Bu nedenden ötürü de bunlara mutlaka haysiyet kazandırılmalıdır. Farklı bir ifadeyle burada da " başka bir dünya mümkündür!"

Haysiyet kazandırmanın birinci adımı, Çipuraya gerekli ihtimamı göstererek pullarını bıçağımızın sırtı ile çokça örselemeden kazımalıdır. İkinci olarak pullarından arındırılmış çipurayı alt tarafındaki dışkı deliğinden solungaçlara doğru keskin bir bıçakla yararak içi bi güzel temizlenmeli ve kafası kesinlikle koparılmamalıdır.

Efendim büyük bir titizlikle temizlenen çipuraları marine zamanı gelmiştir.

Marinasyon işlemi için ihtiyacımız olan malzeme ise hemen her evde bulunabilecek ve ateşle öpüşerek güzelleşmeyi bir gelenek haline getiren her türlü deniz ürünü için de kullandıklarımızdır. Yani; sızma zeytinyağı, elma sirkesi, tuz, dövülmüş karabiber, iki diş sarımsak.

Bu malzemeleri bir bardak içerisinde karıştıracağız. Bir de şöyle bir parmak eninde bir fırçaya ihtiyacımız olacak tabiatıynan.

Evet suları süzülmüş ve birazda mahzun bir biçimde süzgeçte bekleyen çipuraları birer birer elimize alarak fırça yardımı ile karın boşluklarını ve solungaç içlerini az önce hazırladığımız sosu antika ahşaplara "gomalak cila" yapar gibi güzelce yediriyoruz. Sonra alt ve üst kısımlarına ve bilhassa " çiziklere fırçayı bastırarak" aynı işlemi uygulayıp bir tepside takiben bir saate yakın bekletiyoruz. Bu bekleme sürecinde her bir çipuranın karın boşluğuna birer çimdik " biberiye" yerleştiriyoruz.

Mangalı yakıyoruz ( elektrikli yeni fenni usul ızgara da olabilir lakin kömürün tadı bir başkadır. Anladınız siz onu) Ama bu arada bir duble rakıyı da tek buzla hazırlamayı kesinlikle ihmal etmiyoruz. Bir dilim Bergama tulum peynirini de garaja çekiniz lütfen.

Mnagal kor ateşten biraz geçerken çipuraları mangalın üzerine yerleştiriyoruz. Ateşten gelen cızırtıların tahrikine kapılıp çipura yoksa yanıyor mu telaşı ile ikide bir dürtüklemeyin sakın. Balığın mangala bakan yüzü tam piştiğinde zaten balık çelik telden kolayca ayrılır unutmayın
Bu arada eldeki sosten üç beş dakikada bir fırça ile sürmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Aynı muameleyi çipuraların diğer yüzüne de uygulayarak rakınızı da yudumluyorsunuz.

Mangaldaki vaziyet kendi halinde sürerken( buraya dikkat isterim) yaş nane, maydanoz, taze soğan, ve rokayı kıyım kıyım yani çok ince kıyarak karıştırın. Çok hafif nar ekşisi, sızma zeytinyağı ve bir tutam sumak ile karıştırıp mangalda alacağınız çipuraları istifleyeceğiniz tepsiye halı saha benzeri yayınız. Mangaldan alınan mübarekleri bu zerzevatın üzerine gerekli ihtimamla yerleştirip üzerini kapatarak hamam sonrası dinlenme molası benzeri küçük bir demlenmeye bırakın.

Kısa bir süre sonra kapağı kaldırın. Burun deliklerinizden genizinize doğru yükselen rayiha karşısında büyülendiniz değil mi? Hani yukarıda kafayı koparmayalım demiştik ya işte önce baş ve işaret parmaklarınızla o canım yanaklardan bir parça kopartıp dilinizle üst damağınıza değdirerek çiğneyin ve görün bakalım tadı... Nasıl ?

Limonlu kek





Malzemeler

4 yumurta
2 1/2 su bardağı un
1 su bardağı hindistancevizi sütü(coconut milk)( coconut milk tüm büyük marketlerde bulunuyor,bulamazsanız onun yerine buttermilk kullanabilirsiniz)
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 1/2 su bardağı şeker
1 limonun kabuğunun rendesi ve suyu
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
1/2 çay kaşığı tuz

Limon şekerlemesi için;

1 büyük limon ( ince dilimlenecek)
1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı su

* Şuruptan artıyor ancak saklayarak sonrası için keklerinizi ıslatmak için kullanabilirsiniz.

Yapılışı





Önceden şeker ile limon kabuğu rendesini elle iyice ovalayarak limonun esansının şekere geçmesini sağlıyoruz.

Fırınımızı 180 dereceye ayarlıyoruz. 25 cmlik kek kalıbımızı yağlayıp unluyoruz ve hazırlıyoruz.

Yumurtaları mixerda çırpıyoruz, şekeri ekleyerek 3 dakika daha çırpıyoruz. Vanilyayı ekliyoruz.

Diğer bir kapta hindistancevizi sütü, yağı ve 1 limonun suyunu karıştırıyoruz.

Unu, tuzu, kabartma tozu ve karbonatı elekten geçirip hazırlıyoruz.

Yumurtalara un karışımını ekliyoruz ve sonra sıvıları ekliyoruz .

Kek kabına boşaltıp 180 derecede 60-65 dakika pişiryoruz.


Şimdi gelelim keki üzerini süslemek ve ayrıca nefis bir tadı olan limon şekerlemelerine. Su ile şekeri kaynatıyoruz . Limonları ekleyerek üzeri açık olarak 12 dakika orta ısıda limon kabukları yumuşayana kadar pişiryoruz. Fırını 120 dereceye ayarlıyoruz ve bir tepsiye yağlı kağıt seriyoruz. Pişirdiğimiz limonları çatalla tepsiye diziyoruz ve 1 saat fırında pişiriyoruz.

Soğuyan şuruptan kekin üzerine 2-3 kaşık gezdiriyoruz ve limonlarla süslüyoruz.




Üzümlü kakaolu kurabiyeler





Malzemeler

( 20 adet kurabiye için)

1 yumurta

1/3 su bardağı sıvıyağ

100 gr. tereyağ ( oda sıcaklığında)
2 dolu yemek kaşığı kakao
2 su bardağı un
1/2 su bardağı pudra şekeri
1/2 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 çay kaşığı tuz
1/2 su bardağı damla çikolata
1/2 su bardağı kuru üzüm
konyak

Yapılışı



Üzümler bir gece önceden bir kaba konur ve üzerini bir parmak geçecek kadar konyak konur ve bir gece bekletilir. Eğer bu işlemi hızlandırmak istiyorsanız üzümlere konyak ekledikten sonra mikrodalgada yüksek devirde 50-55 saniye tutup kaynadıktan sonra oda sıcaklığına getirip kullanabiliriz. Üzümleri hamura katmadan içkisini iyice süzüp hafif sıkıyoruz.

Fırınımızı 170 dereceye ayarlıyoruz. Fırın tepsisini yağlı kağıtla kaplıyoruz.

Tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Ceviz büyüklüğünde kurabiyeler yapıyoruz. Fırında 170 derecede 20-25 dakika pişiriyoruz. Soğuduktan sonra pudra şekeri ile süslüyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder